Ayşe Ören ile Uzay’da Kısa Bir Sohbet!

0

Ayşe Ören benim gözümde her zaman farklı bir kişilik olmuştur. Ama kelimenin tam anlamıyla: Farklı ve özgün:) İlk buluşmamız Londra’da idi yıllar yıllar önce:) Şimdi ise yollarımız Uzay‘da kesişti…

Özgün bir enerji, ayağı yere basan idealler, hayalleri gereceğe dönüştürebilecek güçte bir inanç-özgüven, sınırları zorlayan bir Michael Jackson sevgisi, “moonwalk” ve şimdi de Uzay Mimarisi! Bu özete bakıp belki de birçok kişi arkası boş diye düşünür ama hayır; sen her şeye inat gayet arkası dolu ideallerin peşindesin. Adeta bir tutku yolculuğu. Ben seni biliyorum ama yine de en başa dönelim ve yeniden tanışalım, Londra’da başlayan maceramızı çıtayı bir baya yükseltip UZAY’A taşıyalım:)

Ve Tuğba lütfen Evren’in sonundaki restoranda bir şeyler içelim bu sefer:))

Bence de Ayşe:) Tam bizlik… Sen kimsin Ayşe Ören?

Ben benim Tuğba!

Tamam hadi şöyle soralım🙂 Ne üzerine eğitim aldın?

Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi, İç Mimari ve Çevre Tasarımı

Biraz bugüne gelene kadarki çalışma ve tasarım sürecinden bahsedelim mi?

Neler yaptın? Bizi ilk tanıştıran günlere gidelim🙂

İlk tanıştığımız gün benim evime gelmiştin tranvay yolarında helak olacaktık az daha, fotoğraf çekimi yapalım diye🙂 2015 yılından sonra, Fransa’da Rick Tumlinson’la tanışmamdan sonra hayatımın gerçek kırılması başladı diyebilirim. Gerçek anlamda üretmeye başladığım hayatım başladı. Boğaziçi Üniversitesi Teknopark’tan Yıldız Üniversitesi Teknopark’a yerleştim.

Hepimiz M.J.’ı sevdik, dinledik. Yeri tartışmasızdır koca bir nesilde. Ama seninki apayrı. Ben bunun yakın şahidiyim. Öyle sıradan bir fanatiklik değil seninki. Nedir sendeki M.J yeri?

Michael’la Ediyle Büdü gibi olduk artık Tuğba. Tanışmamızın vesilesi de Michael’dir. Senin gibi dostlar tanımama vesile oldu. Bir insan düşünsene; sırf adının geçmesi mucizelere sebep olan

Peki zamanda zıplayıp bugüne geldiğimizde manşetlerde bir Ayşe Ören var ve bas bas Uzay Mimarı diye bağırıyor. Bunun ilham kaynağı da MoonWalk deme bana🙂

Vardır mutlaka, yapma Tuğba, yok desem inanmazsın bence. Ama çocukluğumdan beri astronot olacağım derdim. Michael, astronotluk, dans, müzik, sevdiğim şeylere bakınca hiç değişmemiş…

Pekiyi; Ayşe nedir uzayla ve bu yolculukla ilgili maceran? Neler yapıyorsun?

Benim şu an üzerinde çalıştığım en önemli proje, “New Worlds“, Rick Tumlinson New Worlds’ü Türkiye ‘de yapılandırmak için beni seçti ve ben de Amerika’daki oluşumu burada yapılandırmaktayım. Aynı şekilde Kepler Uzay Enstitüsü‘nün de Türkiye’de yapılanma isteminin sebebiyim, dolayısıyla bu iki oluşumun alt yapısını oluşturuyorum. Kafamda kurgusunu oluşturuyorum.

SpaceDancers isimli bir grubum var, öğrencilerden oluşan, ilginin artması ve benim burda neler yapacağımı düşünmek çok kolay değil.

Rick’in ilgilenmek istediği kesim Uzay’dan para kazanmayı hedeflemiş uzay ve havacılık üstüne kariyer hedefi kurmuş kişiler.

Ben de ilgi fazlalaştıkça şekillendiriyorum içimde gitmek istediğim yolu yani şu an; gelen sesleri dinlediğim biraz gözlemci kaldığım bir dönemdeyim. Doğru etkiyi yaratacak ekipleri bir araya getirmek ve ilerlemek isterim.

Uzay Mimarı deyince ben de dahil herkes bir duruyor ve “nasıl yani” diyor. Nasıl yani? Ayşe Ören ne tasarlayacak? Ya da tasarlıyor?

Uzay mimarisini 3 kısımda inceliyoruz:

1- Yörüngesel tasarım

2- Araç tasarımı

3- Gezegensel Tasarım

Bunlarda kendi içinde uzunluklarına göre 3 e ayrılıyorlar:

Kısa(günlerden haftalara)

Orta (haftalardan aylara)

Uzun (6 ay ve üzeri)

 

Benim ilgilendiğim kısım  6 ay ve üstü uzay kalışlarında Mekan tasarımı. İnsan evrimi ve psikolojisinde mekanın etkisi. Felsefesini yapıyorum işin aslında en özünde ve bu yaptığım felsefe de Uluslararası platformlarda kendine gittikçe artan bir yer buldu.

 

Bundan sonra nasıl devam edecek yani devam eden konferanslar dahil olduğun ekip yanında tasarım süreci de başlayacak mı?

Tam süper nokta- kendi kendine tasarım yapmak bir artı getirmez mesele ekiplere dahil olmaktır. İTÜ Uzay ve Uçak Bilimleri Fakültesi Dekanı Sayın Metin Orhan Kaya ile de üstünde duruyoruz özellikle ısrarla her zaman söylüyoruz.

Uzay işi her anlamıyla- değil bir kişi- ulusların bile çok üstünde bütçelerin olduğu bir sektör (yukarda dönüp duran ISS: 150 milyar dolar!! mesela) O yüzden bir ekiple Türkiye’den katkı sağlamak hedefindeyim.

Açıkçası sohbeti uzaya taşıyınca benim de sınırlarım zorlandı 🙂 En nihayetinde bir Star Wars bölümünden değil gerçek planlardan bahsediyoruz. Neler konuşuluyor bu konferanslarda?

Standford torusunun kuruluşundan

Yapay yerçekiminde yetişecek neslin sağlıklı olması için geliştirilecek sistemlerden

Uzay da Medeniyet kurmak mı – göçebe düzen mi sorularına

Uzayda nasıl yer yön bulacağından

Uzay asansörünü acaba Ay’a mı kursak Daha doğru Mars’a mı şeklindeki sorular🙂 konuşuluyor.

Akşamları da Star Wars‘u kıskandıracak Partiler oluyor. Yani aslında Star Wars’tan daha fantastik:)

Bu sürece Türkiye’den destek veren markalar var mı?

Benim açımdan sayabileceğim en değerli sponsorum NetWork markasıdır.

Şuan sadece Uzay’a mı yoğunlaşmış durumdasın yoksa Türkiye’de de devam eden projelerin var mı?

“Iconicpink” yeni projem ama o da uzay projelerini destekleyecek- felsefelerin gelişmesine yardım edecek bir konu ama “Uzay” bundan sonraki dönem odağım olmaya ve yoğunluğu artmaya devam edecek. Bu zamana kadarki süre içerisinde geliştim ve artık hamle yapma vaktidir.

Son olarak bu fütüristik bakış açınla sana bir şey sormak hatta dertleşmek istiyorum. Uzaya gitmekten uzay araçlarından bahsediliyor. Bizse ibaşka tartışmalardayız. Sence bizde bu işin ilk neresinden tutulmalı?

Türkiye’nin çok önemli kurumları var tabii. TÜRKSAT gibi, önümüzdeki dönem 6A uydusu en büyük uydularımızdan bir tanesi- 31 derecede frekans hakkını korumak için şimdiye kadar kiralık uydu kullanırken şimdi kendi uydumuz olacak.

42 derecede, 3A-4A yine iletişim için kullanılan uydular.

TÜBİTAK Antalya’da Derin uzay inceleyen teleskobumuz var.

Yıldız keşfeden Bilim insanımız var

Gezegen Keşfeden Bilim insanımız var.

NASA’nın kadrosunda çalışan Türkler var.

Artık Uzay Mimarınız var. 🙂

Dünya’da biri oltayla balık tutuyor. Öteki füzyon mutfağında parmesan peyniri köpüğü yiyor.

Uzay, o fantastik Michelin yıldızlı restoranlar gibi, standartlar çok yüksek. Bilim ve bilginin peşinden gitmekten başka şans yok Tuğba.

PAYLAŞ
Önceki İçerikHer Eve Lazım: PUF!
Tuğba Karatmanlı Mutlu

Kurucu / Stil editörü

Hayvansever…Gezgin…Kitap Kurdu…Doğa Aşığı…Türkolog… Gazeteci/Dergici… Stil/Dekorasyon Editörü…Televizyoncu… Medyadaki uzun yılların serüvenini ve dekorasyonla yoğrulan dergi geçmişini yine gazeteci etiğiyle ve özgünlüğüyle sitesine yansıtma kararı aldı. Dekoraman videolarıyla yakınen ilgileniyor. Ulaşabildiği herkesle fikir ve doğru bilgi paylaşmayı slogan edindi. Yeter ki herkes kendi stilini doğru bilgiyle harmanlayıp mutlu evler tasarlasın!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here