Brezilya’da Bir Modern Zaman Hikayesi

0

İsveçli Røseen çiftinin São Paulo’yu ayaklarınızın altına seren evleri için göz alıcı demek yeterli… Onlar içinse bu ev, yeni bir hayat demek.

Hazırlayan Selin Akal Gülmez, Fotoğraflar Denilson Machado/ MCA Studio

Brezilya her geçen gün kendini geliştiriyor ve büyüyor. Hem ekonomik hem de sosyal anlamda… Yani Brezilya denilince akla artık sadece festivaller, karnavallar ve eğlence gelmiyor. Şehirlerin büyük bir kısmını kaplayan gökdelenler de bu gelişimin bir sonucu. Brezilya’nın ikinci büyük şehri olan São Paulo, gelişim ve büyüme konusunda Rio de Janeiro’yu gölgede bırakıyor. Çünkü Rio’nun aksine São Paulo bu değişime hızlıca ayak uydurmayı başarmış. Eski binalar yerini rezidanslara, küçük restoranlar da dünya mutfaklarına bırakmış. Bu büyümenin akabinde de göç artmış. Çoğu büyük firmanın genel merkezlerini son 10 yılda São Paulo’ya taşıması da büyümenin önünü açmış. Bu gelişimin en güzel yanı ise şehrin farklı kültürlerden ve ülkelerden gelen insanlar sayesinde daha da renklenmesi olmuş.

Verilere göre São Paulo nüfusunun 4’te 1’i yabancı uyruklu. Kimisi Amerika’dan gelmiş, kimisi de Danimarka’dan. Çoğu beyaz yakalı, yani eğitimli kişiler. Hepsinin ortak görüşü ise burada yaşamak insanın başına gelebilecek en güzel şeylerden. Hiçbirinde pişmanlık ya da geri dönme isteği yok. Çünkü São Paulo’da öncelik huzurlu ve mutlu bir hayat yaşamak üzerine kurulu. Bu huzurlu ortam insanların ev yaşamına da yansıyor. Özellikle São Paulo ve çevresinde birbirinden güzel evler var. Çoğu da Brezilyalı mimar Guilherme Torres imzası taşıyor. “Dekore edeceğim evin kişiliğini anlamak benim için çok önemli. Ev sahiplerinin isteklerini de ön planda tutup, bu isteklerin ne kadarını yapabilirim diye düşünerek işe başlıyorum. Bu sayede doğru renkleri, desenleri ve mobilyaları seçebiliyorum,” diyor ünlü mimar.

144 metrekare genişliğindeki bu ev de Torres’in eseri. Şehrin merkezinde, 25 katlı bir rezidansın 11. katında yer alıyor. Loft tarzında inşa edilen binadaki tüm evler 1+1. Planda değişiklik yapmak için özel izin gerekiyor. Bu izin de sadece evin bazı noktalarının değişmesine izin veriyor. “La Liva, São Paulo’nun en popüler rezidanslarından. Genellikle bekarlar ya da yeni evlilere hitap ediyor. Çünkü evlerin tamamı 1+1. Giriş katta geniş bir salon ve açık mutfak bulunuyor. Yatak odası ve banyo ise asma katta yer alıyor. Ancak proje mimarların en büyük kabusu. Çünkü içeride değişiklik yapmak için yönetimden özel izin almak gerekiyor. Bu durum beni kısıtlamış olsa da, yine de ortaya çıkan evden çok ama çok memnunum,” diyor Torres.

 

La Liva geniş bir kompleks içinde yer alıyor. 25 katlı iki blok, São Paulo’nun kalbinde, adeta şehri ayaklarınızın altına seriyor. Evin sahibi Linetta Røseen de bu güzel manzaraya aşık olmuş. Kendisi büyük bir yedek parça firmasında üst düzey yönetici olarak çalışıyor. İsviçre’den eşi Frederick ve kedileri Oreo ile 2 yıl önce São Paulo’ya taşınmış. Şehrin merkezindeki bu rezidansı ilk görüşte beğenmiş olsalar da, buraya 6 ay önce taşınabilmişler.

“Şirketimin Brezilya’da fabrika açacağını duyduğumda bu işe talip oldum. Hatta Frederick’e bile sormadım. Çünkü balayı için Rio’ya gelmiştik ve burada yaşayan insanların huzurlu görüntülerine çok imrenmiştik. Aslında burada yaşamak bizim hayalimizdi. Bu yüzden de böyle bir fırsatı görmezden gelemedim. Teklifim kabul olduğunda Frederick’i aradım ve taşınıyoruz dedim. Onun işlerini ayarlaması birkaç ay süreceği için önce ben gidip ev bakmaya başladım. Bu süre zarfında da, São Paulo’da yaşayan İtalyan bir arkadaşımda kaldım.

Eve adımımı attığımda buraya aşık oldum ama bir şey söyleyemedim. Aylarca burada bir evin boşalmasını bekledik ama şansımıza kimse taşınmadı. Biz de şehrin biraz dışına taşındık. Arkadaşım Elenora 7 ay kadar önce beni aradı ve bir evin boşaldığını söyledi. Kısaca o evlenip Frankfurt’a taşındı, biz de onun evini satın aldık,” diye anlatıyor evin hikayesini Linetta Røseen.

Dekorasyon 1 ay kadar sürmüş. Torres mevcut mimaride çok fazla değişiklik yapamayacağı için mekana farklı bir görüntü kazandırmak istemiş. Polimer çimento ve alçı karışımıyla duvar, zemin ve tavan kaplanmış. Bu sayede loft hissi arttırılmış. Ayrıca tavanda 3 boyut efekti veren kanallar açılmış. Bu kanalların içine yerleştirilen LED aydınlatma ile hem mekan aydınlanması sağlanmış hem de loft etkisi pekiştirilmiş. Salon ve mutfakta kullanılan perdelerin de bu kaplamaların altından zemine doğru inmesi sağlanmış.

“Ben loftları çok severim ve insanı özgürleştirdiğini düşünürüm. Ancak La Liva’da değişiklik yapmak yasak. Bu yüzden küçük detaylar kullanarak loft etkisini arttırmak istedim. Loft denilince akla hep ya ham beton ya da bembeyaz duvarlar geliyor. Ben de Røseen’lerin evinin tüm kompleksten farklı olacak şekilde tasarladım. Duvar, tavan ve zeminde kullanılan malzemeler mekanı çok daha ferah ve şık göstermemizi sağladı. Dekorasyonda da farklılıktan yola çıktık. Sade ama gösterişli bir salon, gözalıcı bir mutfak ve yemek alanı yarattık. Frederick salonda büyük bir kütüphane istiyordu, Linetta ise mükemmel bir yemek odası. Dekorasyonda da bu isteklerden yola çıkarak, farklı ama hoş bir mekan yarattık,” diye açıklıyor Torres dekorasyon sürecini.

Gerçekten de Røseen çiftinin evlerini tanımlamak için şık ve gözalıcı demek yeterli oluyor. Salonda kütüphane başrolde. Kütüphaneyi tamamlamak için hardal rengi bir L koltuk ve ahşap sehpalar kullanılmış. Mekana hareket katma görevi ise aksesuar ve tablolara verilmiş. Mutfakta ise en gözalıcı detay; mermer ada ünitesi.

Bu ünite hem mutfağın bir parçası hem de yemek masası olarak tasarlanmış.

Bu bölümde de duvara asılan tablolar mekana hareket katarken, aydınlatmalar da mutfağın şıklığını tamamlıyor. Asma katta yer alan yatak odası ve banyo ise alt katın aksine olabildiğince sade. Bu sadeliğin nedeni ev sahiplerinin bu bölümde İskandinav tarzını ve rahatlığını yaşamak istemeleri olmuş. Torres bu nedenle yatak odasını olabildiğince sade dekore etmiş.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here