Saklı Cennet…

0

Yemyeşil ağaçların ortasında konumlanan ve muhteşem bir manzaraya sahip olan Londrina’daki ev, keşfedilmeyi bekleyen bir cenneti andırıyor. Dekorasyonunda klasik ve moderni harmanlayan evin en güzel detayı ise yüksek bir tepeden sizi selamlıyor olması. Adeta bir kartal yuvası gibi…

Hazırlayan Selin Akal Gülmez   Fotoğraflar Denilson Machado/MCA Studio

Brezilya’yı keşfeden denizci Pedro Álvares Cabral, bu muhteşem ülkeye ayak bastığında ‘cennete geldim’ demiş. Gerçekten de Brezilya, keşfedilmeyi bekleyen bir cennet. Rio ve Sao Paulo’dan uzaklaştıkça, farklı bölgeler ve topraklarla tanışmak mümkün. Tıpkı Londrina gibi…

Brezilya’nın saklı cennetlerinden biri Londrina. Coğrafi olarak da Brezilya’nın en şanslı bölgesinde konumlanıyor. Şimdilerde nüfusu bir milyonlara yaklaşmış olsa da, şehir merkezinden uzaklaştıkça kendinizi tropikal bir adada gibi hissediyorsunuz. Her yer alabildiğine yeşil… Özellikle banliyöler; dağınık yerleşimleri sayesinde küçük birer kasabayı andırıyorlar. Merkezden uzaklaştıkça yükselen tepeler, banliyöleri ve banliyölere konumlanan evleri gizlemeyi başarıyor. Yeşillikler içindeki evlerin birbirinden oldukça uzak olması da, bölgenin halka hediyesi.

Brezilyalı Mimar Guilherme Torres’in tasarladığı PV House’un konumlandığı bölge, Londrina’nın 25 kilometre dışında yer alıyor. Yol üzerinde birkaç eve daha rastlamak mümkün. Ancak PV House’un çevresinde başka bir ev yok. Yüksek bir tepenin üstüne konumlanan evin manzarası alabildiğine yeşil. Bu nedenle bölge sakinleri ona ‘saklı cennet’ diyorlar. 5 yıl önce inşa edilen bina aslında bir kartal yuvasını andırıyor. 1000 metrekare genişliğindeki villa, 2 kattan oluşuyor. Alt kata salon, oturma odası, mutfak ve yemek odası konumlanıyor. Ayrıca bu katta büyük bir veranda ve havuz bulunuyor. Üst kata ise yatak odaları, yatak odalarının kullandığı ortak bir salon ve televizyon odası hazırlanmış.

“Ev birkaç yıl önce inşa edilmiş ve eski sahipleri binayı çok güzel bir şekilde korumuş. Bu detaylar bizim işimizi kolaylaştırdı. İç ve dış cephelerde biraz değişiklik yaptık ancak mimariyle çok fazla oynamadık. Çünkü ev sahipleri binanın bu düzenini sevdiler. Bu nedenle, mevcut mimarideki odaları daha kullanışlı hale getirmek dışında fazla bir değişiklik yapmadık. Mesela; ev inşa edildiğinde duvarlarda gri ve beyaz renkler kullanılmıştı.

Daha sonra renkler değişmiş ancak biz evin aslına dönmek istedik. Ancak mekana dışarıdaki manzaranın bir yansımasını da eklemek istiyorduk. Yemek odasında ve giriş holünde bu nedenle ahşap kaplamalar kullandık. Ahşabın verdiği his mekana o kadar güzel yakıştı ki, zeminde kullanacağımız mermerlerden vazgeçerek, zemini de parke ile kapladık,” diyor Guilherme Torres evi anlatırken.

PV House’un en güzel yanı da iç içe geçen yaşam alanları. Bu sayede odalar çok daha geniş ve ferah gözüküyor. Bu iletişim hali, giriş holünden başlayarak tüm evi sarmalıyor. Bu geniş görüntü dekorasyonla dengelenen devamlılık sayesinde gözünüzü de yormuyor. Her bir odanın kendi hikayesi olmasına karşın, tüm odalar aslında bir bütün. Guilherme Torres bu bütünlüğü arttırmak için tüm odaları birbirinin devamı gibi düşünerek dekore etmiş. Evdeki her bir odayı, ondan önce gelen odanın devamı gibi düşünen Torres, alt kattaki tüm kapılar kaldırılmış ve bu katı bir labirent gibi planlanmış. Giriş katta dekorasyonuna holden başlanmış. Yüksek tavandan sarkıtılan aydınlatmalarla mekana hareket katılan hol, adeta şık bir otelin lobisine benzetilmiş.

Mobilyalarından duvara kadar her şeyin düşünüldüğü hol tamamlanınca da sıra salona gelmiş. Holde kullanılan ahşap kaplamaların yerini, salonda ahşap bir kütüphane almış. Kütüphaneyi kartonpiyerden hazırlanan duvarın içine gömerek, derinlik hissini arttıran Torres, televizyonu da bu gömme dolabın içine yerleştirmiş.

Salonun dekorasyonunda ise sade ama kullanışlı mobilyalar seçilmiş. Geniş bir koltuk, büyük bir orta sehpa ve tekli koltuklarla tamamlanan salona bir de piyano yerleştirilmiş. Renk olarak kırık beyaz ve kırmızının tonlarını seçen Torres, ahşabın etkisini azaltmak için zemine de kırık beyaz bir halı sermiş.

Salon her ne kadar sade gibi gözükse de, detay detay baktığınızda sizi şaşırtacak sürprizleri bir araya getiriyor. Ancak benim salonda en sevdiğim yer, televizyon ünitesi oldu. Televizyon ünitesi aslında sonradan planlarımıza eklendi. Hem holdeki ahşap ağırlığını yumuşatmak hem de bir göz yanılması ile mekanı güzelleştirmek istedik. Televizyonun altına mermerden bir raf hazırladık ve buraya odunlar yerleştirdik. Böylece televizyon kapalıyken bu alanın şömine izlenimi vermesini sağladık,” diyor Torres.

Holün diğer tarafına yerleştirilen yemek odasını da salon ve holün devamı gibi düşünülmüş. Ancak burada biraz daha şık detaylar göze çarpıyor. Zemine serilen bej rengi halı, duvarda kullanılan ahşap kaplama, kaplamanın renklerinde hazırlanan aydınlatma ve duvara asılan ipek kumaş, mekanın şıklığını tamamlıyor.Torres yemek odası içinse; “Burası biraz daha oturaklı ve klas bir mekan olarak planlandı. Duvardaki ahşabın renklerinden masanın füme tonlarına kadar özel olarak ilgilendik. Ev sahipleri sade ama gösterişli bir yemek odası istiyorlardı, biz ise onlara klasik ama cezbedici bir oda hazırladık,” diyor.

Evin ikinci katında ise üç yatak odası ve yatak odalarının ortaklaşa kullandıkları salon ve televizyon odası bulunuyor. İkinci kat, alt kattan farklı olarak dekore edilmiş. Alt kat daha klasik ve şık, üst kat ise daha genç ve modern. Tüm yatak odaları, geniş bir koridor sayesinde salon ya da televizyon odasına bağlanıyor. Alt katın aksine daha genç gözüken üst kattaki salonda; krem, beyaz ve kahve gibi renkler hakim. Küçük bir yemek masası ile tamamlanan salon, ev sahiplerinin en çok kullandıkları alan. Televizyon odası ise salonun ters tarafında, koridorun diğer ucunda yer alıyor. Havuz manzarasına da sahip olan televizyon odasında, bir de bar bulunuyor.

“İkinci katı aslında bir ev gibi düşündük. Çünkü ev sahipleri, bu katta oldukları süre içerisinde hem kendileri hem de yatılı misafirlerinin alt kata inmeden tüm ihtiyaçlarını burada karşılamasını istediler. Biz de buraya sade ama şık bir salon tasarladık. Salonda yemek masası da var, ayaklarınızı uzatıp dinlenebileceğiniz bir koltuk da. Ancak salonun genişliği yeterli olmadığından buraya televizyon ünitesini koyamadık. Bu sebeple yatak odalarından birini televizyon odasına dönüştürdük. Televizyon odası, salonun devamı gibi planlandı. Renkler ve dekorasyonla da bu izlenimi güçlendirdik. Bu katta bir tek eksiğimiz vardı, o da mutfak. Mutfağı da televizyon odasına şık bir şekilde ekledik. Televizyon odasındaki bar, aslında küçük bir mutfak işlevi de görüyor. Tezgahın üstünde küçük bir lavabosu, ısıtıcısı ve ve buzdolabı var,” diyor Torres.

İkinci katta üç adet yatak odası mevcut. Ebeveyn yatak odası, ikinci katın en geniş odası. Giyinme odası, çalışma odası ve banyo ile tamamlanan ebeveyn yatak odasının şıklığı duvarlardan başlıyor. Özel olarak tasarlanan bir duvar kağıdı ile kaplanan odada; beyaz ve krem tonları hakim. Elbette evin olmazsa olmazı ahşap detaylar, bu odada da devam ediyor. Giyinme odası, ebeveyn banyosuna giden koridora sağlı sollu yerleştirilmiş. Sol tarafa, ayakkabı tasarımcısı olan ev sahibesi için geniş bir ayakkabı ve çanta dolabı hazırlanmış. Sağ bölüme ise kıyafetler için hazırlanan giyinme dolapları yerleştirilmiş. Diğer yatak odaları ise ebeveyn yatak odasının karşısına konumlandırılmış.

Misafir yatak odalarında da özel banyolar ve küçük birer giyinme odası mevcut. Odaların dekorasyonunda ise evin genelinden farklı olarak kırmızı, beyaz ve gri tonları kullanılmış. Bunun nedenini ise Torres şu sözlerle anlatıyor; “PV House adını private’dan alıyor. Çünkü ev sahipleri için özel alanlar yarattık ve bu alanların da onlara özel olmasını istediler. Ben de misafir odalarını dekorasyonun genelinden farklı tasarlayarak, bu evin ev sahiplerine özel olmasını sağladım.

Misafirler içinse kendi özel alanlarını yarattık. Misafir odalarında küçük bir oturma alanı, giyinme odası ve banyo bulunuyor. Yani bu odalar da küçük birer ev gibi tasarlandı. Oturma odasında beyaz ve kırmızı renkleri kullanırken, yatak bölümünde beyaz ve gri kombinasyonunu tercih ettik. Banyo ve giyinme odalarında ise bu üç rengi harmanladık.”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here