İyilik Bul İyilik Yap!

0

Neden yaşıyoruz?

Hayatın anlamı ne?

Etliye sütlüye, siyasete dine, konuya komşuya, kötüye iyiye konuşmak karışmak mı, yoksa bana dokunmayan yılan candır mı?

Uzun lafın kısası kafam karışık, sözlerim çapraşık, içim buruşuk…

Sonra diyorum ki öyle ya da böyle, ses et ya da etme; bir kahve içmek, biraz dinlenmek, nefes almak, müzikten nota çalmak, kedinle patilemek ve hayattan küçük anlar yakalayıp keyif almak zorundasın yoksa nereye gider bu ruhun hali.

Evet görevimiz, rengimiz dekorasyon ama; yok yok bu yazı dekorasyondan dem vurmuyor. Zaten defterini kalemini kahvenin yanına koymak, sabah kahvaltını bir çiçekle şenlendirmek, en sevdiğin yastıkta uyuyan kedin, bir tabakta toplanan mumlar ve bunun gibi tüm renkler birer fotoğraf karesi, hayatın rengi ve tatlı anları değil mi? Zaten bir tuş kadar yakın değil mi bir fotoğraf?

Geçtiğimiz günlerde haberlerden biraz kaçıp kanal dolaşırken yıllar yıllar önce eminim çoğumuzun hayatına dokunan bir film ile karşılaştım.

“İyilik Bul iyilik Yap (Pay it Forward)”

O an ışık yandı. Dedim ki işte aslında tam da buna ihtiyacımız var. Sadece iyilik bulmaya ve iyilik yapmaya. Bunu yaymaya. Yayılanın tertemiz bir sevgi olmasına. Bu, arabanızın anahtarını gidip birine vermek mi olmalı? Hayır tabii, sonuçta hayat bir film senaryosu değil ama ben tam da bunu gerçek bir mantığa oturtmaya çalışırken, kar bembeyazlığında sakladığı iyilikleriyle çıkageldi şehrimize hatta ülkemize.

Bense dışarıdaki masum patiler bir nebze ısınmadan kar keyfi yapamazdım ve yuva, mama stokları onları dağıtma telaşı başladı. Yaşadığım semtteki alışveriş merkezinin önünde korunaklı bir köşede sıra sıra yatan mahallemizin köpeklerini beslemeye gittiğimdeyse hepsini üzerleri battaniye ile örtülmüş olarak buldum.

 

Mışıl mışıl uyuyorlardı. Mamalarını sessizce yanlarına bıraktım. Mutluluktan dakikalarca karın altında onları izledim. Sosyal medyaya fotoğraflarını koydum. Benle eş zamanlı bir kişi daha koydu ve işte bu kocaman iyilik topu bir anda yayıldı, sosyal medya hesapları, televizyonlar, haberler derken iyilik çığ gibi yayıldı kalplere.

İşte o gün bugündür içimde formül oluşturmaya çalışıyorum ve sonuçta diyorum ki herkese;

Hadi diyete başlar gibi pazartesiyi beklemeyin. Yarın evden çıkarken ideoloji, ego, doğru, yanlış, bilgi, kalıp bilgi, o, bu, şu size engel olan ne varsa evde masanın üzerine bırakın.

Ve; üç kişiye ya da üç canlıya iyilik yapın. Sonra da bırakın o iyiliğin enerjisi içinizi kaplasın, yüzünüze bir gülümsemenin huzuru gelsin. İster bir köpeğe günaydın deyin ve önüne bir ıslak mama bırakın, ister bir sokak çocuğuna çorap giydirin ve sıcacık bir çorba içirin, isterseniz metrobüste birine yer verin. Yağmurda şemsiyesi olmayan birine şemsiyenizi uzatın. Tanımadığınız birine çiçek verin, hatırını sorun, çay ısmarlayın… Saymakla bitmez ki, adı üstünde: İYİLİK! 🙂

HAYDİ siz de iyilik bulun ve üç iyilik yapın sonra bırakın bu iyilik zinciri tüm ülkeyi sarsın!

PAYLAŞ
Önceki İçerikAntep Fıstıklı Kek
Sonraki İçerikMutfakta Bir Tatlı Cadı: Agatha
Tuğba Karatmanlı Mutlu

Kurucu / Stil editörü

Hayvansever…Gezgin…Kitap Kurdu…Doğa Aşığı…Türkolog… Gazeteci/Dergici… Stil/Dekorasyon Editörü…Televizyoncu… Medyadaki uzun yılların serüvenini ve dekorasyonla yoğrulan dergi geçmişini yine gazeteci etiğiyle ve özgünlüğüyle sitesine yansıtma kararı aldı. Dekoraman videolarıyla yakınen ilgileniyor. Ulaşabildiği herkesle fikir ve doğru bilgi paylaşmayı slogan edindi. Yeter ki herkes kendi stilini doğru bilgiyle harmanlayıp mutlu evler tasarlasın!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here