SADELEŞ!

0

Bu bir dekorasyon yazısı değil aslında ama neresinden bakmak istersen sevgili arkadaşım…:)

Her şey bir kitap almamla başlamıştı ama sekteye uğradı. Marie Kondo’nun küçücük kitabındaki içeriği, önce sadece  düzenleme önerileri gibi algılamıştım ki okurken bunun bir hayat felsefesine doğru yolculuk olduğunu fark etmem uzun sürmedi.

Belki de bu farkındalık yetmedi ve kitap istemesem de yarım kaldı ve işte bugün karşınızdayım. Yine yeniden kitaba başlarken…

Ve beni bu satırlara getiren süreci ise geçtiğimiz günlerde okuduğum ve Ev Turu köşemizde yer verdiğimiz

Japon Minimalizmi” yazısı tetikledi. Ve Japon editörün de bahsettiği, kitapta geçen “KonMari Metodu”!

 

marie-kondo

 

 

Geçen zaman, hayatın zorlukları, karmaşası, gürültü kirliliği, doğal yaşam arayışı, küresel ısınma, toplumsal kalkışma, itişme, didişme, arama, sorgulama derken içimde yükselen SADELEŞ sesine engel olamaz oldum.

 

Ne dekorasyonda ne de giyim tarzı olarak abartıları sevmesem, “less is more” “az çoktur” felsefesini kendim söylemiş kadar benimsemiş olsam da hayatımızda biriktirmekten geri kalamıyoruz.

 

 

 

Bel ki;

  • dostlarla buluşmaları erteleyip içimizdeki istekleri ve sohbetleri biriktiriyoruz
  • hep taze olsun dediğimiz baharatları sadece biriktiriyor ama sonra uzunca bir süre dönüp bakmıyoruz
  • çok sevdiğimiz o defterler masamıza gelmek için ilkinin sırasını savmasını beklemeyecek kadar sabırsız oluyor
  • ya o kalemler…
  • hatta özellikle de evlenirken adettendir deyip kullanmayacak olsak da çantaya, sandığa, bohçaya her neyse, o çıkına konanlar. Bu ayrı bir yazı konusu:) Çok yakında!

Ben tüm bunlara özen gösteren, hatta yastık kılıfını bile fazladan almamaya dikkat etmiş biri olarak dahi sadeleşmek istiyorum.

Demek ki şehir öyle çok biriktiriyor ki her yanımız sadeleşmek istiyor.

 

Japon editörün yazdıkları aslında bize hiç de uzak değil.

Ya da her gün sosyal medyada dolaşan tasavvuf, kişisel gelişim, denge cümlelerinde vurgulanan, hayatın kısa olduğu ve birçok hırsın koca bir yalan olduğu söylemleri…

Peki uygulayabiliyor muyuz?

Ferrari’yi satıp gidebiliyor muyuz ya da Toyota’yı ne bileyim xyz model arabayı… Ne fark eder ki?

 

99 depreminde ben İstanbul’da değildim ama sabahına ailemin yanına koştum. Günlerce sokakta yattık tüm binadakilerle. O, bana çok şey katan bir sahnedir.

Ama şimdi bakıyorum da;

Sabah birbirine günaydın demeyen, kavga için yer arayan, birbirine düşmek için bir gık bekleyen sevgili biz, hatırlıyor muyuz dün yer bir baya sallandığında arka bahçede yan yana uyuyorduk.

Ve o zaman çok sorgulanan bir konu olmuştu eşyalar

Eskiden beri misafir için ayrılan yemek takımları vitrinlerde dururlar. Peki o gece kırılanlar?

O yüzden ben hayatımda, çantamda, evimde, dolaplarımda kısacası her yerde sadeleşmek istiyorum.

Zaman hızlıca akıyor. Rafine yaşadıkça belki de her anın, her odanın, her ilişkinin hatta her dolabın tadını daha çok çıkarırız. Az defter hepsi kullanılan defterdir, az kalem bitip diğeri alınabilen. Yani bu senaryoda kalem tıraşımız da eskime şansı bulur değil mi ama?

Ve en güzel yemek takımı her zaman kullanılandır. Tadı çıkarılandır.

En güzel bilgi sadece biriken değil aynı zamanda kendisine yerleşecek yer bulmuş ve kullanılan bilgidir. Yoksa kime ne fayda!

En güzel an ertelenmemiş, dibine kadar yaşanmış, tadı damakta kalmış andır.

Sanırım bu noktada vazgeçemeyeceğim tek toplama alışkanlığı seyahat hatıraları olacak ki onlar olmadan olmaz çünkü hayata renk de lazım ve bence her şey sadeleştiğinde hatıralar da gerektiği değeri görecek kadar yerli yerinde olacaktır.

 

Ben kendime şunu söylemeye başladım, tabii değişimler kolay değil ve zaman ister ama; SADELEŞ!

Şehrin seni alt etmesine izin verme ve sadeleş ki bir gün hayalini kurduğun Mutlu Çiftlik artık gerçek olduğunda o anı yaşayacak gücün ve neşen olsun.

 

Bol sadeli, sade kahveli, neşeli, saf ve arınmış günlerimiz olsun…

Not: Ben kitaba başlıyorum ve okudukça buradan yazmaya da söz veriyorum:)

Tuğba K.M.

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikAtölye Başka ile Retro hayat… Yeniden!
Sonraki İçerikPratik ve Sağlıklı MeyaneRU
Tuğba Karatmanlı Mutlu

Kurucu / Stil editörü

Hayvansever…Gezgin…Kitap Kurdu…Doğa Aşığı…Türkolog… Gazeteci/Dergici… Stil/Dekorasyon Editörü…Televizyoncu… Medyadaki uzun yılların serüvenini ve dekorasyonla yoğrulan dergi geçmişini yine gazeteci etiğiyle ve özgünlüğüyle sitesine yansıtma kararı aldı. Dekoraman videolarıyla yakınen ilgileniyor. Ulaşabildiği herkesle fikir ve doğru bilgi paylaşmayı slogan edindi. Yeter ki herkes kendi stilini doğru bilgiyle harmanlayıp mutlu evler tasarlasın!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here